Çalışan Deneyiminin Önemi

Makine ve teknoloji çağında, insanların her zamankinden daha önemli olduğunu düşünebilir miydik?  Özellikle COVID-19 ile kesinlikle evet. Otomasyon ve yapay zekâ ile ilgili konuşmaların çoğunun yerini tamamen bağlantı kurma, insan olma, empati gösterme ve birbirlerine karşı nazik olma ihtiyacı aldı. Teknoloji odaklı bir dünyada, en önemli olan bu “yumuşak beceriler” olacaktır. Bir virüsün bunu anlamamızı sağlaması ironik ve talihsiz bir durum.

Çalışan deneyimi özellikle COVID-19 zamanında dünya çapındaki iş liderleri için en önemli öncelik haline geldi.  Çalışan deneyiminin sağladığı rekabet avantajına ışık tutmak için Dünya çapında 252 kuruluşu inceledim ve sadece %6’sının çalışan deneyimine yatırım yapmak konusunda harika bir iş çıkardığını gördüm. Bu kuruluşlar diğerlerinden oranla ortalama %24 daha küçük olmalarına rağmen kârlıkta 4 kat daha iyi idi ve üstün hisse senedi fiyat performansına da sahiplerdi. Örnek olarak Cisco, Microsoft, Facebook, Riot Games, Airbnb, Hyland Software  sayılabilir.

Astera 371854357

Linkedin tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma kurumlarda, Çalışan Deneyiminin 2020 için 1 numaralı yetenek trendi olduğunu buldu. Dünya çapında 140’ın üzerinde CEO’yla röportaj yaptığım araştırmamda, yetenekleri çekmenin ve elde tutmanın önümüzdeki on yıldaki liderler için en önemli trendlerden biri olduğunu fark ettim. Akıllı liderler artık bunun insanlara daha fazla para ödemekle ilgili olmadığının farkına varıyor. Çalışanlar paradan daha fazlasını önemsiyorlar, bu da onlar için daha iyi deneyimler yaratma yoluna gitmemiz gerektiği anlamına geliyor. Bu yapıldığında çalışan her gün istekle işe geliyor.

Çalışanların, kuruluşları kendilerini neden işe almaları gerektiğine ikna etmesi dönemi kapanıyor. Artık kuruluşların kişileri neden kendileri için çalışması gerektiğine ikna etme dönemi başlıyor. 

Altını çizmek istediğim bir nokta Çalışan Deneyimi, Çalışan Bağlılığı ile karıştırılmaması gerektiğidir. Kuruluşlar on yıllardır çalışan bağlılığı programlarına yatırım yaptı. Ancak dünya çapında alınan sonuç hiç iyi değil. Anket yapılan 10 kişiden yaklaşık 7’sinin iş yerinden kopmak üzere olduklarını gösteriyor. Bunun sebebi Çalışan Deneyimi ve Çalışan Bağlılığı arasındaki farktır.

Çalışan bağlılığı düzenli, iyi çalışan deneyimlerin bir sonucudur.  Dünyanın dört bir yanındaki birçok kuruluş, çalışan bağlılığı programlarını, çalışan memnuniyetini artırmak için yapılan geçici, kısa vadeli, temeli olmayan bir motivasyon türü olarak görüyor. Mesela piknik düzenlemek, yemek organizasyonu, beraber spor faaliyetleri yapmak gibi. Sorun kuruluşun temel uygulamalarında hiçbir değişikliğe gidilmeden sadece bu tarz faaliyetlerden medet ummaktır. Doğru bir strateji ile yaratılan Çalışan Deneyimi, çalışanın işe gitme ihtiyacı duyduğu değil işe gitmek istediği bir ortam yaratılabilir. Bu da 3 şeyle olur kurum kültürü, teknoloji kullanımı, fiziksel mekân. Kısacası, çalışan bağlılığı kısa vadeli avantajlara yatırım yapmakla ilgiliyken çalışan deneyimi organizasyonda temel değişiklikler yapmakla ilgilidir.

Bir organizasyonda çalışan deneyiminin sağlanması söz konusu olduğunda bunu sağlamak sadece İK’nın sorumluluğu değildir.  Bunun bir katmanı olan İK ekibi temelde çalışan deneyimi görev gücü olan bölümdür. Stratejiyi, taktikleri ve planı geliştirirler ve hepsinin gerçeğe dönüşmesine yardımcı olurlar. Diğer katman, bir organizasyonun içindeki liderlerin tümüdür. Çalışan deneyimi strateji ve taktiklerini ekipleriyle birlikte uygulayarak hayata geçirmek onların görevidir. Son katman ise tüm çalışanlardır, çünkü fikirlerini ve neye önem verdiklerini ve değer verdiklerini paylaşmak için seslerini duyurmak herkesin işidir.

İşverenlerin, farklılaştırılmış çalışan deneyimlerini beslemek için yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerden yararlanması da mümkündür.  Mesela yapay zekâ ve teknoloji, çalışanlarımız için daha kişiselleştirilmiş deneyimler yaratmamıza yardımcı olabilir. Yapay zekâ, yapmamız gereken iş türleri, hangi rollerde en iyi olacağımız, ne zaman tükenme noktasına geldiğimiz gibi konularda, tek bir liderin değerlendirmesinden çok iyi değerlendirme yapar ve daha iyi tavsiyelerde bulunabilir.

Diğer bir kullanım örneğinde yapay zekâ ve teknoloji ile, çalışanların işin insani yönlerine daha fazla odaklanabilmeleri için rutin ve sıradan görevleri otomatikleştirmektir. Bu da genel çalışan deneyimine olumlu bir şekilde katkıda bulunur.

Çalışan deneyiminde teknolojinin genel katkısı %30 civarındadır. Bu oran azımsanamaz. Teknoloji kullanarak çalışanlara işlerini olabildiğince etkili ve sorunsuz bir şekilde yapabilmeleri için en iyi araçlar ve kaynaklar sağlanabilir.

Jacob Morgan, Nisan 2020

Author avatar
Astera

Post a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

We use cookies to give you the best experience.